Bir Kütüphanecinin Not Defterinden

  

KİTABA SEVDALANDIĞIM YER

 

Feridettin ATATUĞ

 

 

Köylü... düz damlı kerpiç evlerde doğan; boz toprakla, yoklukla, açlıkla cebelleşen; ayağı çarıklı, yırtık urbalı insan!... Ekmeğimizin sanatkârı...

Onu en iyi tanıyan Atatürk olmuş, “Köylü efendimizdir.” demiş.

Dondurucu kış gecelerinin sımsıcak köy odalarını içinizde bileniniz var mı? Elektrik köye gelmeden köy odaları petrol lâmbalarıyla aydınlanırdı, ocaklarında harlayan meşe kütükleriyle ya da tezeklerle ısınırdı. Köy insanı, öyle gelişigüzel oturmazdı bu odalarda. Otururken büyükten küçüğe doğru bağdaş kurarlardı kilimler üzerine. Büyüklük yaşla değil, bilgiyle olurdu. Bu yüzden sıranın başında hep öğretmenle imam otururdu... Onları tecrübesi ve görgüsü olanlar izlerdi...

Sıtma Savaş memuru olan babamın görevi gereği, zamanının çoğu köylerde geçerdi. Fırsat buldukça babamla köylere gitmeyi çok severdim.Hele geceleri köy odalarında gördüklerim, beni çok etkilerdi. Ramazanın kışa rast geldiği karlı bir kış günüydü. Birinci karne tatilinden yararlanarak babamla ben de gitmiştim köye. Gittiğimiz günün gecesi Ramazanın ilk teravih namazı kılındı. Namazdan sonra hep birlikte köy odasına gittik.Kur’an-ı Kerim’inTürkçe mealini, Ramazan boyunca imam okuyacaktı.Öyle oldu, imam, Allah’ın kitabına Allah’ın ilk emri olan“Oku”yla başladı. Sonra da okumayı ve yazmayı o denli güzel anlattı ki, o günlerde iyi bir kitap okuyucusu olmadığım için utanmıştım...

Aylar sonra yine o köydeydim. Bu kez mevsim sonbahardı. Cumhuriyet bayramı kutlanıyordu. O gece köy odası Atatürk’ün fotoğrafları ve bayraklarla süslenmişti. Muhtar bu kez elindeki üç cilt kitabı öğretmene uzattı:

– Öğretmen efendi oğlum, bu kitaplar Atatürk’ün Nutku. Bize oku ve anlat.

Genç öğretmen, Atatürk’ünNutkunu o denli güzel okuyordu ki, güzel sesi ile herkesi büyülemişti...

Mümkün olsaydı da nutku bitinceye dek her gece köy odasına gitseydim. Ama zamanım yoktu ve ben, duyduklarımı kafama perçinleyerek ayrılmıştım köyden.

Anlayacağınız kitap, bir görevini daha başarı ile yapmıştı... Hem de bir köy odasında...

Onları bilmem de ben, kitabın bu görevinden etkilenerek o günden sonra sevdalısı oldum.