İçindekiler

° Türk Cihan Hâkimiyeti İdealinin ve Sosyal Hayatın Önemli Bir Vesikası Olarak Kasideler / Dursun Ali TÖKEL

° Birey ve Toplum Gelişiminde Öğretmenlik Mesleğinin Önemi / Recep ÖZKAN

° Zihinsel Engelli Öğrencilerde Aşamalı Dikte Tekniğinin Hece Sonundaki Ünsüzü Doğru Okumada Etkinliği / Rüya ÖZMEN - Arzu Doğanay BİLGİ

° Avrupa Okulu ve Türkiye İçin Çıkarımlar / Fatma MIZIKACI

° Bilimin Doğası ve Yükseköğrenim Öğrencilerinin Bilimin Doğasına Dair Düşünceleri / Ahmet GÜRSES - Çetin DOĞAR - Mehmet YALÇIN

° Eğitim Yönetiminde Bilgisayarlardan Faydalanmanın Avantajları ve Dezavantajları / Ahmet YILMAZ

° Okul Öncesi 5-6 Yaş Çocuklarının Problem Davranışları ve Ebeveynlerinin Disiplin Yöntemlerinin İncelenmesi / Hatice POYRAZ - Arzu ÖZYÜREK

° İlköğretim Okulu Müdürlerinin Yöneticilik Davranışlarının Öğretmenlerin Örgütsel Bağlılığına Etkisi / Ali Rıza TERZİ - Türker KURT

° Liselerde Matematik Öğretimi Sürecindeki Öğretmen Davranışları İle Öğrenci Beklentilerinin Karşılaştırılması / İzzet GÖRGEN - Hatice TAHTA

° Gelişimsel Disiplin Yaklaşımı / Enver SARI

° Geleneksel ve Çağdaş Eğitim Anlayışında İlgi ve Disiplin / Tuba ŞENGÜL

° Örgütsel Öğrenme ve Öğrenmenin Engelleri / Ayfer KÜÇÜKOĞLU

° Örgüt ve Yönetimde Değerlerin Önemi / Mesut SAĞNAK

° Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinde Öğrenim Gören Öğrencilerin Beklenti ve Algılamalarındaki Değişimin Karşılaştırılması (2000-2001 ve 2003-2004 Öğretim Yılları) / Kurban ÜNLÜÖNEN - Yasin BOYLU

° 4. ve 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Programı Üniteleri İle İlgili Kavram Bulmacaları Örnekleri / İsmail TAŞLI

° İngilizce Öğreniminde İşbirlikçi Öğrenme Yönteminin Öğrenci Başarısı Üzerine Etkisi (Elazığ Vali Tevfik Gür İlköğretim Örneği) / Mehmet Nuri GÖMLEKSİZ - Ece ONUR

° Öğrencilerin Metal, Ametal, Yarımetal ve Alaşım Kavramlarını Anlama Düzeylerinin Karşılaştırılması / Sevilay KARAMUSTAFAOĞLU - Alipaşa AYAS

° İlköğretim Öğrencilerini (6, 7, 8) Fotosentez Konusundaki Yanlış Kavramlarının Tespiti Üzerine Bir Araştırma / Önder ŞENSOY-Mustafa AYDOĞDU-Halil İbrahim YILDIRIM-Muhammet UŞAK-Ahmet Hakan HANÇER

° Öğretmenlik Mesleğindeki Gelişmelerin Tarihsel Toplumsal Bağlamı / Abdülvahap ÖZPOLAT

° Biyoloji Öğretiminde İşbirlikli Öğrenme ve Tam Öğrenme Yöntemleri İle Geleneksel Öğretim Yöntemlerinin Öğrenci Başarısına Etkisi / Murat HEVEDANLI-Behçet ORAL-Hasan AKBAYIN

° Problem Temelli Öğrenme ve Öğretmen Yetiştirme / Nuriye SEMERCİ

° Lise 1. Sınıf Öğrencilerine Periyodik Tablo Öğretiminde Yeni Bir Yaklaşım / Habibe TEZCAN-Mehmet KIPIK

BİLİMSEL ETKİNLİKLER VE KİTAP

° Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Sempozyumu / İlknur TUNÇDEMİR

° Türkçe Kurultayı "Türkçem, Dilim Dilim..." / Celal ASLAN

° Modern' den Postmodern' e Edebiyatın Serüveni / Turgut BAĞRIAÇIK

° Yayın İlkeleri

 

Hatice POYRAZ*
Arzu ÖZYÜREK**

* Yard. Doç. Dr.; Gazi Üni.Meslekî Eğt.Fak.Çocuk Gel. ve Eğt. A.B.D.
** Uzm.; Safranbolu Anadolu M. ve Kız Meslek Lisesi

© 2005 T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı
URL: http://yayim.meb.gov.tr
Yorum, öneri ve yazılarınız için;
E-Posta: med@meb.gov.tr

OKUL ÖNCESİ 5-6 YAŞ ÇOCUKLARIN PROBLEM DAVRANIŞLARI VE EBEVEYNLERİN DİSİPLİN YÖNTEMLERİNİN İNCELENMESİ

 

Özet

Çocukların gelişimsel yönden desteklenmesinin önem kazandığı 0-6 yaş; gerek okul öncesi eğitim kurumlarında gerekse aile içinde, istendik davranışların geliştirilmesinin hedeflendiği kritik bir dönemdir. Genel olarak ebeveynler çocuklarında istendik davranışlar görmek istemektedirler. Çocuklarda gözlemlenen istenmeyen davranışlar ise problem davranış olarak nitelendirilmektedir.

Bu araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 5-6 yaş grubu çocukların anne-babalarının uyguladıkları disiplin yöntemleri ve bu yöntemlerin çocukların problem davranışlarının çözümünde etkili olup olmadığı incelenmiştir. Okul öncesi eğitim kurumuna devam etmekte olan 5-6 yaş grubu 66 çocuğun ebeveynleri örneklem alınmış, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Sonuç olarak; çocuklarda problem oluşturan çeşitli davranışlar belirtilmekle beraber ebeveynlerin bir davranışın problem olup olmadığına karar vermede, problem davranışların azaltılmasında veya ortadan kaldırılmasında doğru tutum şeklini bilme ve uygulamada kendilerini yetersiz hissettikleri görülmüştür.

Anahtar Sözcükler: Okul öncesi dönem, disiplin, problem davranışlar, ebeveyn tutumları

Giriş

Disiplin adını verdiğimiz, düzenli alışkanlıkların gerçek başlangıç dönemi okul öncesi dönemdir. Bu dönemde çocuk, gelecekteki davranışlarına esas oluşturacak tüm alışkanlıkları kazanır. İyi bir disiplin, devamlı olarak çocuğun isteklerine engeller koyarak değil, karşılıklı saygı ve anlayışla kurulabilir. Disiplin uygulamalarında kararlılık, pekiştirme ve kişisel duygulara göre davranmama gibi ölçütlere uyulması gereklidir (Oktay, 1999, 164-166). Her aile kültürel düzeyiyle, sınıfsal konumuyla ve ahlâkî yapısıyla çocuğunu eğitme konusunda kendi doğrularını ve disiplin anlayışını uygulamaktadır (superanne.com).

Davranış sorunu, çocuğun kendisi ya da başkaları için sorun yaratan şeyler yapmasıdır. Bir davranış, çocuğa o davranışı yapmaması söylendiği ve çocuk o davranışı yapmamayı becerecek özellikte olduğu hâlde davranışı tekrar yaparsa sorunlu davranış olur (Birkan, 2002, 17). Çocukta problem olarak tanımlanan belirtileri değerlendirirken çocuğun gelişim dönemi ve belirtilerin hangi sıklık ve şiddette olduğu dikkatle incelenmelidir. Dış baskılara bağlı olarak ortaya çıkan ve bir süre sonra yok olan belirtiler sürekli değildir ve sürekli olanlarla bir sayılmamalıdır (Arı vd., 1995, 23).

Okul öncesi dönemde problem davranışlar uyku, temizlik-tuvalet, yemek alışkanlıklarında gözlenebilir. Bunun yanında şımarıklık, söz dinlememe, savurganlık, küfretme, yalan söyleme, inatçılık, kıskançlık, saldırganlık, utangaçlık gibi davranışlar da problem olarak görülebilmektedir. Davranış sorunlarıyla başa çıkmada; görmezden gelme, ödülü geri çekme, alternatif sunma, sözle uyarıda bulunma, tartışmaktan kaçınma yöntemlerinin uygun şekilde uygulanması etkili olabilir. Davranış sorunlarıyla baş etmek, yetişkinden çok çocuğun yararına olacaktır. Bu durum çocuğa daha çok arkadaş edinme, daha fazla beceri kazanma ve olumlu davranış sergilemekten hoşlanma fırsatı sağlayabilecektir (Birkan, 2002, 19).

Ailenin görevi, kendisinin ve toplumun istediği özellikteki kişiliği çocuğunda geliştirmek ve yine toplum kültürünün benimsediği bir insan tipini oluşturmaktır. Fakat farkında olmadan anne-babalar çocuklarındaki çeşitli davranış bozukluklarını düzeltmek amacıyla bazı hatalara düşmektedirler. Bu hatalar çocukta istenmeyen davranışlar gelişmesine neden olurken aynı zamanda bu davranışlar ileriki yaşamlarında da olumsuz etkilerini sürdürebilmektedir. Bu hatalardan bazıları; çocuğu tanıyamamak, aleyhte kıyaslamalar yapmak, kıskandırmak, eleştirmek, tehdit, bedenî cezalar olarak gruplandırılabilir. Bunun yanı sıra; anne-baba arası fikir ayrılıkları, aşırı şefkat, aşırı baskı, beslenme konusunda çocuğa ısrarcı olma, ekonomik sorunları çocuğa yansıtma, istenmediğini çocuğa hissettirme ve korkutma da istenmeyen sorunların ortaya çıkmasında anne-babaların yaptıkları hatalardandır (Can, 1983, 67-69).

Anne-babaların çocuğa karşı tutumları ve kullandıkları disiplin yöntemleri önemlidir. Anne-babaların benimsedikleri disiplin yöntemleri onların kendi kişilik özelliklerinden, aile yaşantılarından, çocuğun kendi özelliklerinden ve içinde bulundukları toplumun geleneksel çocuk yetiştirme inançlarından etkilenmektedir (Belsky, 1984, 84; Arı vd., 1995, 24-26).

Disiplin, çocuğun kendi kendisini kontrol etmesi, diğer çocuklara ve çevreye uyumunu sağlayan bir eğitim aracı olarak ele alınınca, cezalandırmanın yerini mantık ve anlayış alır. Dengeli bir disiplin planı, çocuğun kendi kendisini kontrol etmesine dayalıdır ve bu planda cezalandırmadan çok, çocuğun kendi kendini değerlendirmeye alıştırması önemlidir (Oktay, 1999, 166-168). Bir disiplin aracı olarak kullanılan dayak, çocuk eğitiminde gittikçe daha az başvurulan bir yöntem olma yolundadır. Öğretici değeri az, etkisi kısa süren bir yıldırma yöntemidir. Çocuk çoğu kez hak ettiği için değil, anne-baba sinirli olduğu için dövülmüştür. Annelerin sık başvurduğu yollardan olan acındırma, yıldırma, sindirme, korkutma ise dayaktan daha da yanlış cezalardır (Yörükoğlu, 1991, 212).

Anne-babalar çocuklarına karşı aşırı koruma, aşırı hoşgörü ve düşkünlük, reddetme-kabul etme, baskı altında bulundurma, çocuklara boyun eğme, çocuk ayrımı yapma gibi tutumlar sergilemektedirler (Demiriz, 1997, 8; Nelsen, Lott ve Glenn, 2002, 17).

Çocuklar toplum içinde farklı durumlarda kabul edilebilir davranışları yetişkinlerin rehberliğine ihtiyaç duyarak öğreneceklerdir. Yetişkinler tarafından yapılan bu rehberlik, eğer çocukların kendi kendilerine karar verebilme becerilerine ve bağımsızlıklarına olanak veren bir çevrede yapılırsa çok daha iyi sonuç verecektir (yayım.meb.gov.tr,1). Çocuğun büyürken farklı gelişim özellikleri göstermesi çocukla kurulan iletişimi etkilemektedir. Eğer anne-babalar çocukların gelişim özelliklerini bilirlerse çocuklarının yaptıkları davranışları değerlendirme ve onlarla sağlıklı bir iletişim kurmada başarılı olabileceklerdir (Akyol, 2003, 10).

Disiplin sürecinde anne-babalara düşen görev uygulamacı değil, yol gösterici olmaktır. Anne ve baba çocuğun gösterdiği olumlu davranışları desteklemeli, olumsuzları ise gidermeye çalışmalıdır. Bunu yaparken çocuğun gelişim dönemleri göz önünde bulundurulmalıdır (superanne.com). Ebeveynler çocuklarına yardımcı olabilmek için öğrendiklerini uygulamalı, ona sevgi göstermeli, çaba ve zaman harcamalıdır (Clark, 1996, 36).

Yöntem Evren ve Örneklem

Bu çalışmanın evrenini Karabük ili Safranbolu ilçesinde, anaokulu veya ana sınıfına devam eden 5-6 yaş grubu çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Küme yöntemi ile şehirde bulunan bir anaokulu ve rastgele seçilen iki ilkokul bünyesinde bulunan ana sınıfı öğrenci velilerinden 66'sı örneklem olarak alınmıştır. Örneklem, 2002-2003 öğretim yılı itibarıyla Safranbolu şehir merkezinde okul öncesi eğitim kurumuna kayıtlı toplam çocuk sayısı (n=194) dikkate alındığında evrenin yaklaşık %34'ünü oluşturmuştur.

Veri Toplama Tekniği

Veri toplama aracı olarak 24 soruluk anket, sınıf öğretmenleriyle görüşülerek öğrenci velilerine dağıtılmıştır. Ana sınıfına devam eden çocukların ebeveynlerinden 56, anaokuluna devam eden çocukların ebeveynlerinden 30 anket geri alınmış, hata payını azaltmak amacıyla 36 ana sınıfı ve 30 anaokulu öğrencisinin ebeveynlerinin anket bulguları değerlendirmeye alınmıştır.

Anket sorularına verilen cevapların güvenirliğini test etmek amacıyla bazı sorular farklı şekillerde tekrarlanmıştır. Elde edilen veriler betimsel tablolar halinde sunulmuş ve yüzde değerleri üzerinden yorumlamalar yapılmıştır.

Bulgular ve Tartışma

Bu bölümde, ebeveynlerin demografik özellikleri, çocuk bakımına ilişkin bilgileri ile çocuklarda görülen problem davranışlar ve ebeveyn tutumlarına yönelik bulgular verilmiştir.

Tablo 1'de görüldüğü gibi, anketi cevaplayan ebeveynlerin %77,27'sini anneler, %22,73'ünü babalar oluşturmuştur. Annelerin çocuklarıyla ilgili çalışmalarda daha ilgili oldukları söylenebilir. Ebeveynlerin %22,73'ü 35 ve daha yukarı bir yaş grubundadır; ebeveynlerin ortalama 25-34 yaş grubunda olduğu söylenebilir. Ebeveynlerin %34,85'i lise, %33,33'ü yüksek okul mezunu olup, çocuğu anaokuluna devam eden ebeveynlerin eğitim düzeylerinin, ana sınıfı ebeveynlerinin eğitim düzeyinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yapılan çalışmalar, şehirde yaşayan anne-babaların eğitim düzeylerinin yüksek olduğunu göstermektedir (Ömeroğlu, 1996, 163; Özyürek, 2004, 63).

Tablo 1. Ebeveynlerin Demografik Özelliklerine İlişkin Bulgular

Ailelerin; %28,79'unun tek çocuğa, %62,12'sinin iki çocuğa, %9,09'unun üç ve daha fazla çocuğa sahip oldukları görülmektedir. Genel olarak ailelerin 1 veya 2 çocuğa sahip olup aile planlaması konusuna dikkat ettikleri düşünülebilir. Ailede yaşayan bireylere bakıldığında 66 aileden 20'sinin birlikte yaşadığı bireyler olduğu görülmektedir. Bunlardan %35'i büyük anne, %55'i büyük anne-büyük baba ile birlikte oturmaktadır. Bu durum ebeveynlerin ekonomik durum ve geleneklere bağlılık gibi çeşitli nedenlerle aile büyükleriyle oturmayı tercih etmelerinin yanında, çocuklarını bir okul öncesi eğitim kurumuna göndermede yalnızca bakım değil, eğitim amacına da önem verdiklerini düşündürebilir.

Şekil 1. Ebeveynlerin Çocuk Bakımı İle İlgili Eğitim Alma Durumları

Şekil 1'e göre; ebeveynlerin %27,27'si daha önce çocuk bakımı ve uygulamaları hakkında eğitim aldıklarını, %72,73'ü eğitim almadıklarını belirtmiştir. Çocuğu anaokuluna devam eden ebeveynlerden %70'i, çocuğu ana sınıfına giden ebeveynlerden %77,77'si çocuk bakımı ile ilgili eğitim aldıklarını belirtmişlerdir. Ebeveynlerin çoğunluğunun çocuk bakımı ile ilgili bir eğitim almadıkları görülmektedir. Bu durum okul öncesi eğitim kurumu öğretmenlerinin anne-baba eğitimine daha fazla önem vermesinin gerekliliğini göstermektedir. Ülkemizde toplumun erken çocukluk eğitimi konusunda bilinçlendirilmesi, yeteneklerinin geliştirilmesi amacıyla anne-çocuk eğitim programları uygulanmaktadır (Özkök ve Sucuka, 1995, 307-312). Yapılan çalışmalara göre, anne-babalara çocuk bakımı ve eğitimi ile ilgili eğitim verilmesi onların konu hakkında daha iyi hissetmelerini, çocuklarına karşı otoriter tutumlarının azalması, demokratik tutumlarının artması ve çocuklarının olumsuz davranışlarında iyileşmeler olmasını sağlamıştır (Kaya, 1994, 53; Kağıtçıbaşı, Sunar ve Bekman, 2001, 333-361).

Şekil 2'ye göre; ebeveynler, çocuk bakımıyla ilgili bilgileri %10,60 kendi ebeveynleri, %4,54 okul eğitimi, %3,03 arkadaş-komşu gibi bireyler, %15,15 konuyla ilgili yayınlar, % 66,66 tümünden de edindiklerini belirtmişlerdir.

Şekil 2. Ebeveynlerin Çocuk Bakımıyla İlgili Bilgileri Öğrendikleri Kaynaklar

Savran ve Kuşin'in (1995), en az orta okul mezunu 74 anne-babayı örneklem aldıkları çalışmada; anne-babaların çoğunluğunun kendi anne-babalarının çocuk yetiştirmeye yönelik tutumlarını benimsemedikleri; ancak çocukluk dönemlerinde kendi anne-babaları ile özdeşleşerek onların çocuk yetiştirme özelliklerine uygun olarak çocuklarını yetiştirmeye başladıklarını bulmuşlardır. Çocuk yetiştirme konusunda özel eğitimden geçen anne-babaların demokratik davranma özellikleri artarken aşırı koruyucu ve baskıya dayalı eğitim özellikleri düştüğü; ters orantılı olarak özel eğitimden geçmeyen anne-babaların demokratik davranma özellikleri düşerken aşırı koruyucu ve baskı-disiplin özelliklerinin arttığı bulunmuştur (Savran ve Kuşin, 1994, 181-196).

Şekil 3'te görüldüğü gibi araştırmaya katılan ebeveynlerin %80,30'unun çocuk bakımıyla ilgili yayınlardan yararlandığı, %19,70'inin yararlanmadığı bulunmuştur. Çocukları anaokuluna giden ebeveynlerin %50'si, çocuğu ana sınıfına giden ebeveynlerin ise %55,17'sinin konuyla ilgili olarak televizyon yayınlarından yararlandıkları görülmektedir. İletişim araçlarının kullanımının hızla arttığı günümüzde, özellikle televizyonun önemli bir yeri olduğu söylenebilir. Hemen her evde bulunan kitle iletişim araçlarından televizyon her yaş grubu birey için en etkili araç olarak kabul edilmektedir (Mangır ve İnal, 1995, 39-50). Örneklem grubu anne-babaların çocuk bakımıyla ilgili bilgileri birinci sırada TV yayınlarından edindikleri bulunmuştur.


Şekil 4'te de görüldüğü gibi, ebeveynler çocuklarına karşı kendilerinin %57,57 demokratik, %10,60 baskıcı, %30 aşırı koruyucu ve %1,51 tutarsız tutum sergilediklerini belirtmişlerdir. Çocukları anaokuluna giden ebeveynlerin kendilerini demokratik tutumlu olarak algılama oranları daha yüksektir. Ebeveynlerin eğitim düzeylerinin genel olarak yüksek olması kendilerini demokratik olarak değerlendirme nedeni olabilir. Örneklemi oluşturan ebeveynlerin %77,7'sinin anneler olması ise aşırı koruyuculuk tutumunun nedeni olabilir. Yapılan çalışmalar, eğitim düzeyi yükseldikçe ebeveynlerin çocuklarına karşı baskıcı tutumlarının azaldığı, demokratik tutum düzeyinin arttığını göstermektedir. Ayrıca annelerin babalara göre daha koruyucu bir tutum sergiledikleri bulunmuştur (Arı vd., 1995, 23-38; Özyürek, 2004, 104).

Şekil 5 ve Şekil 6'da görüldüğü gibi ebeveynlerin çocuklarında ilk üç sırada problem olarak yemek yememe, söz dinlememe, kıskançlık ve düzensizlik-dağınıklık davranışları yer almaktadır. Yalçınkaya ve Şanlı (2003), 424 ilkokul öğrencisiyle yaptıkları çalışma sonucunda, anne-baba ile çocuklar arasında çoğunlukla TV programları ve çocuğun eve geliş-gidiş saatleri ile ilgili sorunlar yaşandığını bulmuşlardır (yayim.meb.gov.tr, 2). Mangır ve arkadaşları (1995), çalışmalarında çocukların anne-babaları tarafından genellikle büyük sözü dinlememe nedeniyle fiziksel olarak istismar edildiklerini bulmuşlardır (Mangır vd., 1995, 81-98). Bu bulgu araştırma bulgularıyla benzerlik göstermektedir.

Tablo 2. Ebeveynlerin Çocuklarının İstenmeyen Davranışları Karşısındaki Tepkileri

Tablo 2'ye göre ebeveynlerin çocuklarının istenmeyen davranışları karşısında; %51,51'i çocukla durumu konuşmayı tercih ettikleri dikkat çekmektedir. Çocukları anaokuluna giden ebeveynlerin %56,66'sı, çocukları ana sınıfına giden ebeveynlerin %47,22'si çocuklarıyla durumu konuştuklarını belirtmişlerdir. Bu bulgu, ebeveynlerin demokratik tutum sergileme oranını destekler niteliktedir. Ebeveynlerin, %10,60'ı kızıp tehdit etme, %10,60'ı kendisini üzdüğünü ve bir daha onu sevmeyeceğini söyleme, %7,60 ‘ı odasına gönderme ve %6,06'sı da çocuğu sevdiği şeylerden mahrum bırakma şeklinde tepki verdiklerini belirtmişlerdir. Özdemir'in (1991) çalışmasında, iki yıllık anne eğitim programı sonrası, programa katılan annelerin çocuklarıyla ilişkilerinde farklılık gösterdikleri, onlarla daha çok konuştukları ve disiplinde cezalandırmadan çok, neyin doğru olduğunu açıkladıkları görülmüştür. Annelerin çoğunluğu çocukların yanlış bir davranışına karşılık verirken onların niyetini göz önünde bulundurduklarını belirtmişlerdir (Özdemir, 1991, 95).

Tablo 3. Ebeveynlerin Tepkilerine Karşılık Çocukların Gösterdikleri Davranışlar

Tablo 3'e göre çocukların %27,27'si bir süre o davranışı yapmama, %24,24'ü özür dileyip bir daha yapmama, %18,18'i ağlayarak istediklerini yapma, %15,15'i diğer aile bireylerinden yardım isteme davranışı sergilemektedirler. Çocukların ebeveynlerinin tepkileri karşısında özür dileyip istenmeyen davranışı yapmadıkları, ama daha yüksek oranda ise o davranışı yalnızca bir süre için terk ettikleri dikkat çekmektedir. Ebeveynlerin çocuklarının istenmeyen davranışlarını değiştirmede etkili olamadıkları söylenebilir. Yalçınkaya ve Şanlı (2003), ailede kararların verilmesinde en çok çocuğun fikirlerinin sorulmaması durumunda sorun yaşandığı ve çocukların tepkilerini kızarak, ağlayarak ve odalarına kapanarak verdiklerini; sorun yaşanan durumlarda ise ailelerin herhangi bir açıklama yapmadıkları, tepkisini döverek gösteren anne-baba oranının ise oldukça düşük olduğunu bulmuşlardır (yayim.meb.gov.tr, 2).

Şekil 7'ye göre çocuğu anaokuluna giden ebeveynler yöntemlerinin %60, çocuğu ana sınıfına giden ebeveynler ise yöntemlerinin %72 bazen etkili olduğunu belirtmişlerdir. Ebeveynlerin %19,70'i kullandıkları disiplin yöntemlerinin etkili olduğunu belirtmişlerdir. Bu bulgu, ebeveynlerin kullandıkları disiplin yöntemlerinin çocuğun davranışını değiştirmede tam olarak etkili olmadığı bulgusunu destekler niteliktedir. Ebeveyn tutumları genellikle bazen etkili bazen etkisiz olduğundan, çocuklarının da istenmeyen davranışlarını değiştirme oranlarının düşük olmasını açıklamaktadır.

Ebeveynlerin çocuklarına fiziksel ceza uygulama durumlarına bakıldığında; ebeveynlerin %57,57'sinin fiziksel ceza uygulamadığını, %37,87'sinin bazen uyguladığını ve %3,03'ünün fiziksel ceza uyguladığını kabul ettiği görülmektedir. Ebeveynlerin çocuğun poposuna veya yüzüne vurma, odasına kapatma gibi durumları fiziksel ceza olarak görmedikleri düşünülebilir. Yine, fiziksel ceza uygulamalarının düşük olması ile ebeveynlerin eğitim düzeyleri arasında pozitif bir ilişkinin var olduğu söylenebilir. Dietz (2000), çalışmasında eğitim düzeyi yükseldikçe bedensel ceza kullanımının azaldığını vurgulamıştır (Dietz, 2000). Mangır ve arkadaşları (1995), yaptıkları çalışmada çocukların %64,76'sının ebeveynleri tarafından fiziksel yönden istismar edildiği, %35,4'ünün ise edilmediğini bulmuşlardır. Sosyo-ekonomik düzey, kardeş sayısı, anne-babanın öğrenim düzeyleri ile çocuğun istismar edilme durumu arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (Mangır vd., 1995, 81-98). Araştırma bulgularının bu bulgulardan farklı olması ailelerin çocuk sayısının az olması, ebeveynlerin eğitim düzeylerinin yüksek olması şeklinde izah edilebilir.

Tablo 4. Ebeveynlere Göre Çocukların İstenmeyen Davranışları Karşısında Uygulanması Gerektiğini Düşündükleri En Uygun Disiplin Yöntemleri

Tablo 4'te de görüldüğü gibi ebeveynlerin %90,90'ı çocukla konuşma/durumu tartışma davranışının en uygun davranış olduğunu belirtmişlerdir. Genel olarak incelendiğinde ebeveynlerin, durumu çocukla konuşma davranışının doğru olduğunu (%90,90) bildikleri, ama uygulama oranlarının daha az olduğu ( %51,51) görülmektedir. Çocuk yetiştirme konusunda UNICEF ve Latin Amerika Episkopal Konferansı tarafından gerçekleştirilen araştırmalar, birçok anne-babanın çocuk gelişimine ilişkin yeni bilgilerden haberli olduğunu, ancak bu bilgilerin genellikle uygulanmadığını göstermektedir (Bellamy, 1999, 72). Yapılan bazı araştırmalar da annelerin bilgilerinin tutumlarından daha iyi olduğunu göstermektedir (Ata, 1987, 84).

Sonuç ve Öneriler

Örneklemi oluşturan ebeveynlerin %72,72'si çocuk bakımı ile ilgili herhangi bir eğitim almadıkları, bu konuyla ilgili bilgileri çoğunlukla kendi ebeveynleri, arkadaşları, çeşitli yayınlar ve okuldaki eğitimlerinden öğrendikleri belirlenmiştir. Konuyla ilgili yayınlardan yararlanma durumuna bakıldığında ebeveynlerin %55,17 oranında TV yayınlarından yararlandıkları, yazılı kaynakların ise 2. sırada geldiği bulunmuştur. Bu durum sistematik olarak anne-baba eğitiminin yapılması ve bu eğitimde özellikle televizyon yayınlarından yararlanılmasının önemli olduğunu göstermektedir.

Ankete katılan ebeveynlerin %57,57'si çocuklarına karşı tutumlarını demokratik olarak belirtmişlerdir. Eğitim düzeyi arttıkça demokratik davranma oranın da arttığı görülmüştür. Bununla birlikte anne-baba tutumlarını farklı ölçeklerle ölçmek duruma daha da açıklık kazandıracaktır.

Ebeveynler tarafından, çocuklarda ilk üç sırada yemek yememe, söz dinlememe, kıskançlık ve düzensizlik-dağınıklık davranışlarının istenmediği görülmüştür. Fakat ebeveynlerin problem davranışı ifade ederken; çocukların gelişim özellikleri gereği ne tür davranışlar sergileyebileceklerini, hangi düzeyde olduğunda problem olarak isimlendirileceğinin ayırdında olup olmadıklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Bunun için ayrıca bir değerlendirme ile problem davranışların özellikleri hakkında bilgi düzeyleri ölçülerek durum yeniden tartışılabilir.

Çocuklarının istenmeyen davranışları karşısında ebeveynlerin %51,51'i durum hakkında çocukla konuştuğunu ifade ederken duruma göre kızıp tehdit etme, kendisini bir daha sevmeyeceğini söyleme, odasına gönderme, sevdiği şeylerden çocuğu mahrum etme gibi davranışlar da sergiledikleri belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarına karşı ise çocukların yalnızca %24,24'ünün özür dileyip davranışı bir daha tekrarlamadığı, diğerlerinin ise sorunun çözümlenmediğini gösterir farklı tepkiler verdikleri bulunmuştur. Anne-baba eğitimi çalışmalarında, okul öncesi dönem çocuklarında problem davranışlar ve etkili çözüm yolları konularında eğitime ağırlık verilmesi önerilebilir.

Disiplin yöntemi olarak ebeveynlerin %57,57'sinin çocuklarına fiziksel ceza uygulamadıkları, geriye kalanların bazen de olsa fiziksel ceza uyguladıklarını kabul ettikleri bulunmuştur. Ebeveynlerin bildikleri ile yaptıkları arasında tam bir tutarlılık olmadığı söylenebilir. Sonuç olarak; ebeveynler eğitim, yaş, sosyo-ekonomik durumları ne olursa olsun çocuklarının problem davranışlarıyla baş etmede kendilerini yeterli hissetmemektedirler. Doğru tutumun çocukla durumu konuşmak olduğunu çoğunlukla kabul etmelerine rağmen (%90,90), aynı oranda bu tutumu sergileyememekte, çeşitli ceza yöntemlerine başvurmaktadırlar. Ebeveynler konuyla ilgili eğitime gereksinimleri olduğunun farkında olup çoğunlukla TV yayınlarından yararlandıklarını belirtmelerine rağmen bu konuda düzenlenecek kurs ve seminerlerin de katılım sağlandığı takdirde etkili olacağı düşünülmektedir.

Okul öncesi eğitimde çocukta istenen davranışların geliştirilmesi için okul-ebeveyn iş birliğinin sağlanması önemlidir. Okul öncesi öğretmenleri, ailelerle grup veya bireysel görüşmeler yapmalı, gerektiğinde aileleri rehberlik birimleriyle iş birliğine yönlendirmelidir. Çocuğu ve aile üyelerini tanımanın, sorunların önlenmesi ve çözümlerin belirlenmesinde en önemli adım olduğunu düşünerek eğitim programına aile katılımının sağlanması gerekmektedir.

Ebeveynler iyi bir gözlemle, çocuklarının istenmeyen davranışlarının ne zaman, nerede ve kiminle gerçekleştiği gibi bilgileri değerlendirmelidirler. Ayrıca olumsuz davranışın arkasında açlık, yorgunluk, uykusuzluk gibi başka etkenlerin olup olmadığını ya da çocuğun davranışlarını kendi psikolojik durumlarına göre farklı değerlendirip değerlendirmediklerini göz önünde bulundurmalıdırlar. Problemin kaynağını bulmak, çözüm için atılacak en önemli adımdır.

Kaynakça

AKYOL, K.,Aysel. (2003) “Anne-Baba-Çocuk İlişkisi,” Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, S.36, ss.10-14.

ARI, M., BAYHAN, P., ARTAN, İ. (1995). “ Farklı Ana-Baba Tutumlarının 4-11 Yaş Grubu Çocuklarında Görülen Problem Durumlarına Etkisinin Araştırılması,” 10. YA-PA Okul öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri, ss.23-38.

ATA, Eser (1987). Farklı Eğitim Düzeyindeki Annelerin 5-6 Yaş Çocuğun Cinsiyet Eğitimi Konularına İlişkin Bilgi ve Tutumları , Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara.

BELLAMY, Caro (1999). Dünya Çocuklarının Durumu 1999 , Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, UNICEF.

BELSKY, J.(1984) “ The Family”, Child Development, Allyn and Bacon , Boston-London-Toronto-Sydney-Tokyo-Singapore:563.

BİRKAN, Bünyamin (2002). “ Çocuklarda Davranış Sorunları ve Başa Çıkma Yolları” , Çoluk Çocuk Aylık Anne-Baba-Eğitimci Dergisi , S.17, ss.17-19.

CAN, Şenay. (1983) “ Çocukların Davranışlarını Düzeltmede İşlenen Hatalar ”, Millî Eğitim Dergisi , S.60, ss. 67-69.

CLARK, Lynn (1996). SOS! Ana Babalara Yardım , Çev.:Gültekin YAZGAN, 2.Basım, Evrim Yayınevi, İstanbul.

DEMİRİZ, Serap (1997). 9-12 Yaş Çocukların Benlik Kavramı İle Ana-Baba Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi , Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Ankara.

DİETZ, Tracy L (2000). Disciplining Children: Characteristics Associated With The Use Of Corporal Punishment , Elsevier Science Ltd.,USA.

http://www.superanne.com/aile/disiplin.shtml ., “ Çocuk Bakımı ve Eğitimi ”, Bişeng ÖZDİNÇ, B.SPOCK, 2000.

http://www.yayim.meb.gov.tr , 1.“Pozitif Disiplin Tekniği ve Çocuklarda Öz Denetimi Sağlama Yolları ”, Çağlayan DİNÇER, 2000.

http://www.yayim.meb.gov.tr , 2. “ İlköğretim Okulu 11-16 Yaş Öğrencilerinin Ailede Karar Vermeye Katılımı Konusundaki Görüşleri ”, Hülya YALÇINKAYA, N. ŞANLI 2003.

KA/ITÇIBAŞI, Çiğdem, D.SUNAR, S. BEKMAN.(2001) “ Long-Term Effects of Early İntervention: Turkish Low-İncome Mothers and Children” , Applied Developmental Psychology , S.22, ss.333-361.

KAYA, Özcan (1994). Annelere Verilen Eğitimin Çocuklarına Karşı İstenmedik Tutumlarına Etkisi , Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Ankara.

MANGIR, Mine, N.ARAL, G.HAKTANIR, G.BARAN, F.BAŞAR, A.KÖKSAL (1995). Fiziksel Yönden İstismar Edilen ve Edilmeyen Çocukların Ana-Baba Tutumlarını Algılayış Şekillerinin İncelenmesi , 10. YA-PA Okul öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri , ss.81-98.

NELSEN, J., L.LOTT, S.GLENN (2002). Çocuk Eğitiminde A'dan Z'ye Pozitif Disiplin , (Çev.: Murat ERSİN), Hayat Yayıncılık İletişim Eğitim Hizmetleri ve Ticaret Ltd.Şt. İstanbul

OKTAY, Ayla (1999). Yaşamın Sihirli Yılları Okul öncesi Dönem , Epsilon Yayıncılık, İstanbul.

ÖMERO/LU, F (1996). Okul öncesi Dönemde Çocuğun Terbiyesinde Annenin Rolü ve Annelerin Çocuk Yetiştirme Tutumları , Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler (Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi), İstanbul.

ÖZDEMİR, Ayşe (1991). A Study On The Effectiveness Of Mother Training On Mothers , Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul.

ÖZKÖK, Suzan, N. SUCUKA (1995). Anne-Çocuk Eğitim Programının Okul öncesi Eğitim Sistemi İçindeki Yeri , 10. Ya-Pa Okul öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri , ss.307-312.

ÖZYÜREK, Arzu (2004). Kırsal Bölge ve Şehir Merkezinde Yaşayan 5-6 Yaş Grubu Çocuğa Sahip Anne-Babaların Çocuk Yetiştirme Tutumlarının İncelenmesi , Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara.

SAVRAN, Canan, İ. KUŞİN (1994). Ana-babalar İle Onların Ana-Babaları Arasındaki Çocuk Yetiştirmeye Yönelik Tutum İlişkileri , 10. Ya-Pa Okul öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri , ss.181-194.

YÖRÜKO/LU, Atalay (1991). Çocuk Ruh Sağlığı , 16. baskı, Özgür Yayın Dağıtım, İstanbul.



PROBLEMATIC BEHAVIOURS OF PRESCHOOL CHILDREN AT THE AGE OF 5-6 AND EXAMINATION OF PARENTS' DISCIPLINING METHODS

Abstract

Children's 0-6 ages are important for maturing; it is a critical period of time during which targeted desirable behaviors are developed both at preschool education institutions and in the family. In general, parents want to see desirable behaviors in their children. On the other hand, undesirable behaviors observed on children are characterized as a problematic behavior.

In this study, that discipline methods applied by parents on their children at the age of 5-6 years who have been attending preschool education institutions and whether these methods are effective to solve undesirable behaviors of children were investigated. For this reason, 66 parents whose 5-6 years old children are studying at preschool were chosen as a sampling and the questionnaire was applied to collect data. As a result; although some behaviors of children were indicated as problem as, the parents felt that they were in capable of deciding whether the behavior of their children is undesirable and how to reduce or to remove undesirable behaviors.

Key Words: Preschool period, discipline, problematic behaviors, parent attitudes