İçindekiler

° Türk Cihan Hâkimiyeti İdealinin ve Sosyal Hayatın Önemli Bir Vesikası Olarak Kasideler / Dursun Ali TÖKEL

° Birey ve Toplum Gelişiminde Öğretmenlik Mesleğinin Önemi / Recep ÖZKAN

° Zihinsel Engelli Öğrencilerde Aşamalı Dikte Tekniğinin Hece Sonundaki Ünsüzü Doğru Okumada Etkinliği / Rüya ÖZMEN - Arzu Doğanay BİLGİ

° Avrupa Okulu ve Türkiye İçin Çıkarımlar / Fatma MIZIKACI

° Bilimin Doğası ve Yükseköğrenim Öğrencilerinin Bilimin Doğasına Dair Düşünceleri / Ahmet GÜRSES - Çetin DOĞAR - Mehmet YALÇIN

° Eğitim Yönetiminde Bilgisayarlardan Faydalanmanın Avantajları ve Dezavantajları / Ahmet YILMAZ

° Okul Öncesi 5-6 Yaş Çocuklarının Problem Davranışları ve Ebeveynlerinin Disiplin Yöntemlerinin İncelenmesi / Hatice POYRAZ - Arzu ÖZYÜREK

° İlköğretim Okulu Müdürlerinin Yöneticilik Davranışlarının Öğretmenlerin Örgütsel Bağlılığına Etkisi / Ali Rıza TERZİ - Türker KURT

° Liselerde Matematik Öğretimi Sürecindeki Öğretmen Davranışları İle Öğrenci Beklentilerinin Karşılaştırılması / İzzet GÖRGEN - Hatice TAHTA

° Gelişimsel Disiplin Yaklaşımı / Enver SARI

° Geleneksel ve Çağdaş Eğitim Anlayışında İlgi ve Disiplin / Tuba ŞENGÜL

° Örgütsel Öğrenme ve Öğrenmenin Engelleri / Ayfer KÜÇÜKOĞLU

° Örgüt ve Yönetimde Değerlerin Önemi / Mesut SAĞNAK

° Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinde Öğrenim Gören Öğrencilerin Beklenti ve Algılamalarındaki Değişimin Karşılaştırılması (2000-2001 ve 2003-2004 Öğretim Yılları) / Kurban ÜNLÜÖNEN - Yasin BOYLU

° 4. ve 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Programı Üniteleri İle İlgili Kavram Bulmacaları Örnekleri / İsmail TAŞLI

° İngilizce Öğreniminde İşbirlikçi Öğrenme Yönteminin Öğrenci Başarısı Üzerine Etkisi (Elazığ Vali Tevfik Gür İlköğretim Örneği) / Mehmet Nuri GÖMLEKSİZ - Ece ONUR

° Öğrencilerin Metal, Ametal, Yarımetal ve Alaşım Kavramlarını Anlama Düzeylerinin Karşılaştırılması / Sevilay KARAMUSTAFAOĞLU - Alipaşa AYAS

° İlköğretim Öğrencilerini (6, 7, 8) Fotosentez Konusundaki Yanlış Kavramlarının Tespiti Üzerine Bir Araştırma / Önder ŞENSOY-Mustafa AYDOĞDU-Halil İbrahim YILDIRIM-Muhammet UŞAK-Ahmet Hakan HANÇER

° Öğretmenlik Mesleğindeki Gelişmelerin Tarihsel Toplumsal Bağlamı / Abdülvahap ÖZPOLAT

° Biyoloji Öğretiminde İşbirlikli Öğrenme ve Tam Öğrenme Yöntemleri İle Geleneksel Öğretim Yöntemlerinin Öğrenci Başarısına Etkisi / Murat HEVEDANLI-Behçet ORAL-Hasan AKBAYIN

° Problem Temelli Öğrenme ve Öğretmen Yetiştirme / Nuriye SEMERCİ

° Lise 1. Sınıf Öğrencilerine Periyodik Tablo Öğretiminde Yeni Bir Yaklaşım / Habibe TEZCAN-Mehmet KIPIK

BİLİMSEL ETKİNLİKLER VE KİTAP

° Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Sempozyumu / İlknur TUNÇDEMİR

° Türkçe Kurultayı "Türkçem, Dilim Dilim..." / Celal ASLAN

° Modern' den Postmodern' e Edebiyatın Serüveni / Turgut BAĞRIAÇIK

° Yayın İlkeleri

 

Tuba ŞENGÜL
* Arş. Gör; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü Öğretim Elemanı/ÇANAKKALE
© 2005 T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı
URL: http://yayim.meb.gov.tr
Yorum, öneri ve yazılarınız için;
E-Posta: med@meb.gov.tr

GELENEKSEL VE ÇAĞDAŞ EĞİTİM ANLAYIŞINDA İLGİ VE DİSİPLİN

 

Özet

Eğitime; ailede başlayan ve okulda devam eden yaşama hazırlama çalışmaları denebilir, eğitim anlayışları her devirde değişmiş ve çeşitlenmiştir. Türk eğitim sisteminde çeşitli eğitim politika ve yaklaşımları yıllardır denenmekte ve uygulanmaktadır. Bunlar, geleneksel ve çağdaş eğitim yaklaşımları olarak iki kategoride ele alınabilir. Eğitim anlayışları içindeki değişimler; eğitimin içinde yer alan kavramları etkilemişler ve bu kavramların asıl manalarını bulmalarını sağlamışlardır diyebiliriz. İşte bu kavramlardan en önemlileri ilgi ve disiplindir. Bunlar, geleneksellikte birbirinden çok ayrı olarak kabul edilirken, çağdaş eğitim anlayışı ile birbiri içine geçmiş olarak ele alınmaktadır. Geleneksel ve çağdaş eğitim anlayışı sadece kavramlarda değil, uygulamalarda da farklılıklar göstermiştir. Bu uygulamalar sonucunda yetişen çocukların da, dolaylı olarak ayrı düşünce ve bakış açılarına sahip olduklarına yönelik gözlemler bu doğrultudadır. Bu ise kanımızca, bir ülkenin geleceğe bakışı için önemli bir noktayı teşkil etmektedir.

Anahtar Sözcükler: Eğitim, geleneksel eğitim, çağdaş eğitim, ilgi, disiplin

 

Giriş

Toplumun sağlıklı adımlar atması ve her bireyi mutlu kılacak kuralların uygulanması eğitimle gerçekleşir. Eğitim, toplumsal yeteneğin, en elverişli düzeyde kişisel gelişimin elde edilmesi için seçilmiş ve denetimli bir çevreyi içine alan toplumsal bir süreçtir (Tezcan, 1997, 3). Bireyin başkalarının haklarına saygı duymasının temeli olan ve kendini disiplin altına almasını sağlayan önemli bir unsur olan eğitim; genellikle ailede başlar ve hayatın önemli yıllarının geçtiği okulda devam eder. Eğitim, toplumsal denetimin bir aracını oluşturmaktadır. Yeni kuşaklar, toplumsal normlar ve onlara uyulmama durumundaki cezaları eğitim yoluyla öğrenirler (Bottomore, 1969, 255). Türk eğitim sisteminde çeşitli eğitim politika ve yaklaşımları yıllardır denenmekte ve uygulanmaktadır. Bunlar, geleneksel ve çağdaş eğitim yaklaşımları olarak iki kategoride ele alınabilir. Geleneksellik ve çağdaşlık ayrımı, kendi içinde demokratiklik ve otokratiklik ayrımını barındırır. Bunu, iki okul tipinin (demokratik okul ve otokratik okul) uygulamalarından daha net olarak çıkarabiliriz. Bu iki ayrım arasında değinilmesi gereken diğer bir ayrım da disiplin ve ilgiye olan toplumsal ve pedagojik bakıştır.

İlgi ve Disiplin

Eğitimde ilgi ve disiplin önemli unsurlardır. Her eğitim sistemi, bu iki kavramı içine almaktadır. Disiplin ilgisizlik değildir, ilgi de disiplinsizlik değildir. Başta da belirtildiği gibi farkına varılması gereken ayrım da budur. Disiplin, kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin tümü olarak tanımlanabilir.

Onur (1979, 25-28), disiplini “Çocuğun gelişmesinde büyükler tarafından örgütlenen bir yaşam düzeni” olarak tanımlamıştır. Kanımızca disiplin, sağlıklı sınırlar koymaktır, kalp kırmak, kişiliği rencide etmek değildir. Disiplin; çocuğa hayatın kurallarını öğretmektir, onun kişiliğini ezmek değildir. Disiplin; çocuğu sağlıklı ve dengeli bir şekilde yetişkinliğe hazırlamaktır. Disiplin; çocuğun doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırma, kendini kontrol edebilme, insan ilişkilerinde sınır koyabilme, iyi ve yardımsever olabilmek gibi temel duygularımızı güçlendirmektir.

Toplumlarda, hem olumlu hem de sınırlayıcı anlamda disipline ihtiyaç duyulur. “Çocukların üretkenlik becerilerini öğrenmeleri gerekiyorsa, doğal yeteneklerinden en yüksek verimi elde edebilmek için disiplin geliştirmeleri gerekir. Ayrıca sosyal kuralların sınırlarını sınadıklarında, tutarlı ve katı bir disiplinle karşılaşmalıdırlar. Aslında çocukları disiplin altına almak için tutarlı ve etkili bir yönteme sahip olmadan, duygusal zekasını yükselten bir ebeveynlik tarzını oluşturmak imkânsızdır” diyen Shapiro (1999, 39), küçük yaştan başlayan disipline etme çalışmalarının çocukların geleceklerinin olumlu şekilde yönlenmesinde çok etkili olduğunu belirtmektedir. Disiplinin yanında tutarlılığın önemini de vurgulayan Shapiro, ebeveyn ve öğretmenlerin davranışlarında, çocuklara karşı gösterdikleri tavırlarda tutarlı olmanın, disiplin için temel bir şart olduğu gerçeğini savunur.

Diğer bir kavram olan ilgi; kavramsal olarak, dikkati öncelikle belli bir şey üzerinde toplama eğilimidir. İlgi duymak, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak demektir. Faaliyetin amaçlarını kendi amaçları yapmak ve bunların gerçekleştirilmesi için araçlar bulmak, karşı çıkma, engelleri ortadan kaldırmak demektir. Belli bir şeye ilgi duymak demek, onun tek olarak değil, tersine kendini geliştiren bir duruma ait olan şey olarak ele almak demektir (Dewey, 1996, 155).

Çocuklar için disiplin gerekli olduğu kadar ilgi de gereklidir, özellikle de onaylayıcı ilgi gereklidir. Bu; çocuk tarafından açıkça fark edilen bir biçimde, destek vermek anlamına gelir. Bu tür ilgi, bir sınavdan alınan iyi bir not için övgüden ya da bir iyi geceler öpücüğü ve kucaklamadan daha öte bir şeydir. Bu onaylayıcı ilgi, çocuğun duygusal hayatına etkin bir katılımı içerir. Araştırmalar, çocukla açık ve ilgili bir ilişkinin, onun benlik imgesi becerileri, hatta belki sağlığı üzerinde bile uzun vadede olumlu bir etki yapacağını göstermiştir. Çocuklardaki dikkat bozukluğu konusunda Amerika'nın önde gelen uzmanlarından biri olan Dr. Russel Barkley, zor çocukların ebeveynlerine onaylayıcı ilgiden yarar sağlamanın bir yolu olarak, çocuklara her gün 20 dakikalık bir “özel zaman” ayırmalarını önermektedir. Bu özel zaman, özellikle öğretmenlerinden, akrabalarından ve aile üyelerinden aşırı olumsuz ilgi ve eleştiri gören, dikkat eksikliği sorunu olan çocuklar için önemli olsa da aslında, bütün çocuklar için iyi bir reçetedir. Barkley'e göre özel zamanla ilgili genel kurallar şunları içermektedir (Shapiro, 1999, 37-38):

* Yerinde davranışları için çocuğu övün,

* Söylediklerinizde tutarlı ve dürüst olun,

* Etkinliğe katılarak, gördüğünüzü açıklayarak ve hissettikleri ne olursa olsun bunları yansıtarak çocuğunuzu yaptığı şeye karşı ilginizi gösterin,

* Sorular sormayın ve komut vermeyin.

İlgi ve disiplinle ilgili kısa bir giriş yaptıktan sonra geleneksel ve çağdaş eğitim ayrımına geçerek, bu düzenlerdeki eğitim anlayışı üzerinde duralım. Geleneksel ve çağdaş eğitim anlayışlarında, eski ve yeni disiplin anlayışının etkilerini görürüz.

Halis (2001, 94) bu konuyu küçük bir tablo ile şöyle özetlemiştir:

Çizelge 1: Eski ve yeni disiplin anlayışının özelliklerinin karşılaştırılması

Geleneksel eğitim sistemi daha çok klasik okullarca benimsenmiş ve uygulanmıştır. Geleneksel eğitim sisteminde, “dersler, programlar, ödevler, ders saatleri ve benzeri unsurlar, hep çocuğun ilgi ve ihtiyaçları hesaba katılmaksızın düzenlenir”(Kafadar, 1997, 49). Bu eğitimde ön planda tutulan müfredat ve öğretmendir. Klasik okulda egemen olan geleneksel disiplin anlayışında öğrenciden her durumda koşulsuz uyumlu davranması beklenmektedir. Bu zorunlu uyumlu davranma bazen olumsuz sonuçlar doğurmakta ve baskıcı tutumlara karşı disiplinsiz davranışlar gelişmektedir. Bu şekildeki bir geleneksel okulu, “öğrencinin serbest faaliyetlerini sınırlayan, kısıtlayan, otoriter bir ‘esaret okulu' olarak adlandırılabilir”(Kafadar, 1997, 49).

Geleneksel okulda egemen olan geleneksel disiplin anlayışında öğrencilerin alınan kararlara katılımı söz konusu değildir. Öğretmen-öğrenci ilişkileri, aşırı derecede yapılandırılmıştır. Sınıf içi kurallar oldukça katı ve tek yönlüdür. Eğitim amaçlarının ve sınıf içi kuralların belirlenmesinde öğrenci katılımına yer verilmez. Sadece öğretmen tarafından belirlenen değişmez doğrular olarak yansıtılan bu kurallar, tartışılamazlar (Aydın, 1998, 3). İşte tam bu noktada yukarıda ifade edilen demokratiklik ve otokratiklik ayrımı kendini göstermektedir. Geleneksel okul otoriter bir anlayışa sahiptir ve böyle bir okulda gelişimin sağlanması mümkün olmamaktadır. Burada sadece belli kalıplarda, tek yönlü düşünen, tutucu bireyler yetiştirilmekte ve bu durum kanımızca, gelişmenin önünde kocaman bir engel teşkil etmektedir.

Geleneksel disiplin anlayışı demokratik yaşamın gerekleri ile bağdaşmayan bir yapıdadır. Öğretmen; sınıf ortamında katı kurallar koyarak düzeni sağlamaya çalışırken, bir yandan da sorunlu davranışlar gösteren öğrencilerle uğraşmak durumundadır. “Öğretmenin bu durumdaki tutumu suçlama, azarlama ya da cezalandırma şeklindedir. Bu durum eğitimde, öğrencinin yabancılaşmasına neden olmaktadır”(Aydın, 1998, 3). Öğrenci okuldan yabancılaştıkça sorun haline gelecektir. Tümüyle öğretmenlerin katı tutumlarıyla disipline edilmeye çalışılan öğrenci, okulun hiçbir sorununu paylaşmak istemeyecek ve yabancılaşacaktır. Bu şekilde yetişen bir bireyden hoşgörü, kendi ile barışıklık, yaratıcılık, işlevsellik... vb. gibi özellikleri taşımasını beklemek de oldukça zordur.

Çağdaş eğitim yaklaşımında ise, öğrenci, eğitim ve öğretimin merkezindedir. Bu yaklaşımda öğrencinin bedensel, duyuşsal, bilişsel gelişim özellikleri göz önüne alınmaktadır. Öğrenci etken, öğretmen ise edilgen konumdadır. Öğretmen konu, yöntem, araç-gereç... gibi öğrenme ve öğretme sürecinin öğelerini öğrenciyi dikkate alarak seçmektedir. Eğitim ve öğretim sürecinde yaşanan bu değişme ve gelişmelere paralel olarak, okulda egemen olan disiplin anlayışında da değişme ve gelişmeler görülmeye başlanmıştır.

Çağdaş eğitimde egemen olan bu disiplin anlayışı içseldir. “Çocuk, öğrenmeye güdüleyici bir ortamda kendi isteği ile karara katılarak, sorumluluklar alarak, başarma duygusunu tadarak disiplinli birey olabilir”(Alıcıgüzel, 1999, 165). Bazı yazarlar tarafından hür disiplin olarak da bilinen bu disiplin anlayışında katılım ve iç disiplin ön plandadır. Hesapçıoğlu(1998, 34), hür disiplinin amacını şu şekilde açıklamıştır:

“Hür disiplinin amacı; çocuğu sıkı kontrol altına almaktan ziyade iyileştirmek, boyunduruk altına almaktan ziyade gönlünü kazanmaktır. O çocuğun iç alemine, şuuruna dokunmak, sürekli olmayan yüzeydeki sükuneti değil, iç düzeni yani çocuğu gerekli kabul edilen kurala muvaffakatını almak ister: disiplin, ona kendi kendini yönetmeyi öğretmek ister. Bunun için de kendine az çok itibar verir, ceza konusundan ziyade, iyi niyetine başvurur; cezalandırmaktan ziyade öğüt verir, dikkatini çeker, takdir eder; başlıca faaliyet vasıtası iyiliktir, ama bu hiçbir şeye engel olmadığı için, her şeyi yüzüstü bırakan, körü körüne ve gevşekçe bir iyilik değil, daha ziyade her şeyi önceden sezen ve bastıran basiretli ve cesur bir iyiliktir.”

Okulda hür disiplinin yaratılabilmesi için sadece iyilik yeterli değildir. Bunun yanı sıra okul yönetimince öğrencilerin, kendilerini ilgilendiren kararlara katılımları sağlanmalıdır. Onlara bir birey olarak güvenilmeli ve sorumluluk verilmelidir. Öğrenciler bu sorumlulukları aldıkları sürece paylaşacak ve okulu sahiplenerek aralarında kurdukları oto kontrol ile disiplin sorunlarını en aza indireceklerdir.

Hür disiplin ile benzer bir temele dayanan bir felsefe de “pozitif disiplin felsefesi”dir. Bu konuda A. Adler ve Rudolf Dreikurs çalışma yapmışlardır. Onlar, bütün insanların saygınlık ve itibar bakımından eşit oldukları tezinden yola çıkmışlardır. Bütün pozitif disiplin metotları cezalandırmaya izin vermezler. Temeldeki kavramlar, “nazik” ve “sert” olmaktır. Nazik olmak gerekir; çünkü, çocuklara da saygı göstermek gerekir. Serttir; çünkü, ne yapmak gerektiği konusunda yön vermek gerekir. Bütün pozitif disiplin metotlarında öğretmenler 3 kritere dikkat ederler. Bunlar(Pfeiffer, 2005, 1):

1- Kişi saygılı mı?

2- Uzun süre etkili mi?

3- İyi karakter ve beceri geliştirmede çocuklara yardım ediliyor mu?

Bu felsefenin temelinde yatan düşünce, evlerde ve sınıflarda barış sağlamaktır.

Sevecenlik ve disiplin, pek beraber kullanılabilecek iki kavram gibi görünmese de beraber kullanıldıklarında etkili olurlar. İlgi ve disiplinin birlikte kullanıldığı gibi.

Ebeveynlerin ve öğretmenlerin bu iki kavramı barındıran tutumları karşısında çocuklar, hem iyi davranışlar gösterirler, hem de kendilerini iyi hissederler. Tek başına, salt kullanılan sertlik çocuklarda olumsuz etki yapar ve çocuklar olumsuz tutumlar gösterirler. Karıştırılmamalıdır ki, sert tutumlar içine girmek ve kırıcı davranışlarda bulunmak disiplin değildir.

Yetişkinler çocuğun biyolojik, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılarken ondan, sınırlarını kendilerinin çizdiği yaşam düzenine uymasını beklemektedir. Çocuktan, yetişkinlerin belirlediği bu kurallara uyması ve aynı zamanda bağımsız davranmayı öğrenmesini istenmektedir. Bu iki istek arasındaki denge, önemlidir. Disiplin baskı unsuru yaratmadan uygulanırsa çocuk bir yandan çizilen bu yaşam düzenine uyar, bir yandan da sağlıklı bir kişilik geliştirip, özgür düşünme ve bağımsız davranışlar geliştirebilir.

Sonuç ve Öneriler

Geleneksel eğitim anlayışında disiplinden anlaşılan; ceza, ilgiden anlaşılan şımartmayken; çağdaş eğitim anlayışında disiplin; sorumluluk kazandırma, ilgi ise takdir etme, destek verme, rehber olma anlamındadır. Çağdaş eğitim anlayışında disiplin ile ilgi arasında bir uçurum değil, bir bütünlük vardır. Çocuk, belli davranışlarına hâkim olmayı, ceza ile değil sevgi, ilgi ve hoşgörü ile disiplinli bir şekilde öğrenir. Ceza, bir davranışı öğretmeye ya da olumsuz bir davranışı terke değil, sadece bir süreliğine bastırma ya yarar. Bu ise, bizim istediğimiz bir eğitimi karşılamaz. Bu nedenle cezaya dayalı bir eğitimin disiplin olarak anlaşılması ve adlandırılması kanımızca yanlıştır. Çocuklar ilgi ve ihtiyaçları gözetilerek, yerinde ve zamanında yapılan doğru yönlendirilmelerle yaşama hazırlanmalıdır. Çağdaş disiplin anlayışı olarak da adlandırılan bu yeni disiplin anlayışının asıl amacı, küçük yaşlardan başlayarak çocuklarda öz denetim mekanizmasını geliştirmektir. Bu şekilde çocuk, demokratik yaşama bilincini, yaratıcılığı, sorumluluğu, faydacılığı, hoşgörüyü, bireysel özellik olarak kazanacak ve hayat boyu bu özelliklere uygun davranımlar geliştirecektir. Böylece çocuk; sorumluluklarının bilincinde, kendi kararlarını kendi alabilen, (toplumsal bir) “birey” olacaktır.

Ailede başlayan ve okulda devam eden bu şekildeki bir eğitim, toplumun gelişmesi ve yenilenmesi için bir çıkıştır. Çağdaş toplumlar, çağdaş eğitim anlayışları ile demokratik, laik ve özerk bir yapıya kavuşacak, ilerleme ve gelişme bir hayal değil, gelecek olacaktır, düşüncesindeyiz.

 

Kaynakça

ALICIGÜZEL, İ. (1999). Çağdaş Okulda Eğitim ve Öğretim , Sistem Yay., İstanbul.

AYHAN, Ayhan (1998). Sınıf Yönetimi , Anı Yay., Ankara.

BOTTOMORE, T.B. (1969). Sociology A Guide To Problems and Literature , Eighty İmp., England,.

DEWEY, John (1996). Demokrasi ve Eğitim , (çev. Tahsin Yılmaz), Ege Üni. Yay., İzmir.

HALİS, İsa (2001). Sınıf Yönetimi , Ceylan Yay., Konya.

HESAPÇIOĞLU, Muhsin (1998). Öğretim İlke ve Yöntemleri , Beta Yay., İstanbul.

KAFADAR, Osman (1997). Türk Eğitim Düşüncesinde Batılılaşma , Feryal Matb., İstanbul.

KINCAL, Remzi Y. (2002). Vatandaşlık Bilgisi , Mikro Yay., Ankara.

ONUR, Bekir (1979). “ Disiplin Kavramı ”, Eğitim ve Bilim Ted , Ankara, s.25-28.

SHAPIRO, E. Lawrance(1999). Yüksek EQ'lu Bir Çocuk Yetiştirmek (How to Raise a Child with a High EQ) , (çev. U. Kartal), İstanbul.

TEZCAN, Mahmut( 1997). Eğitim Sosyolojisi , Ankara.

YEŞİL, Rüştü (2002). Okul ve Ailede İnsan Hakları ve Demokrasi Eğitimi , Nobel Yay., Ankara.

http://www.princetonol.com.tr , “Discipline with Kindness”, 24 Nisan 2003.

http://www.civitas.org.tr , “Discipline Guidelines”, 29 Nisan 2003.

http://www.civitas.org.tr . , “Spanking Children- Good or Bad”, 29 Nisan 2003.

http://posdis.org/research/learningThroughPositiveDiscipline.pdf , “Learning Through Positive Discipline And Intrinsic Motivation”, Annalisa Esquivel, 11 Şubat 2005.

http://www.positivediscipline.com/What_is_Positive_Discipline.html ,. “What is Positive Discipline?”, Kelly Pfeiffer, 5 Mart 2005.

 

INTERESTAND DISCIPLINE IN THE TRADITIONAL AND MODERN EDUCATION

Abstract

Starting from the family and continuing at the school education is the preperation for the life. The concepts of education have been changed and in all periods. In the Turkish education system many different education policies and approaches has been tried and practised. These are can be considered in two category; tradiditional and modern. The changes in the concept of education affected the concepts in the education and provide to have the real meaning of these concepts.The prominent of them are care and discipline.While they are accepted as different in tradition, in modern education concept they intertwined each other and gain the real meaning. The tarditional and modern education concept does not only varied in the theory but also in practise. The childreen who are raised by this concept have the same view. And this constitutes very important point of the country's future view.

Key Words: Education, traditional education, modern education, interest and discipline