MİLLİ EĞİTİM DERGİSİ

Sayı 155-156

Yaz-Güz 2002


Ergenin Kişilik Gelişiminde Ebeveynin Rolü

Yrd.Doç.Dr.Yücel ÖKSÜZ*

Giriş

Bir kişinin diğeriyle duygu, düşünce ve davranışını etkileme süreci olarak kabul edilen “Kişilerarası iletişimin”; bireyin güvenli, mutlu, üretken gibi özelliklere sahip olabilmesindeki fonksiyonu bakımından önemi her geçen gün artmaktadır.İnsan, hem sahip olduğu potansiyelini geliştirme hem de çevresindeki diğer insanlarla paylaşabilme, uyumlu, doyumlu ilişkiler içinde olma ihtiyacına sahiptir.

Çevresindekilere kendi edindiği, geliştirdiği davranışlarla cevap veren bireyin kişilik gelişimi, bebeklikten itibaren tüm yaşamboyu, aile, okul ve çalışma hayatı yani toplumsal ve kültürel kurumlardaki yaşantılarla şekillenir. Özellikle aile içi ilişkiler ve anne-baba tutumlarının etkisi bireyin yaşamında ilk, en yakın ve en uzun süreli sosyal iletişim ortamı olması nedeniyle öne çıkmaktadır (Parrot ve arkadaşları, 1994; Terasa ve Holmbeck, 1995). Özellikle aile içi ilişkilerde; ebeveynden birtakım beklentiler içinde olan ergenin, beklentilere yeterli ve doyumlu cevap bulabilmesinin kişilik gelişiminde önemli olduğu söylenebilir.

Ergenin Ebeveynden Beklentileri

Bir çok sorunlar yaşamasına rağmen ergen, kurduğu psikolojik ve sosyal etkileşim sürecinde gelişmekte ve kendini gerçekleştirmektedir. Özellikle sosyalleşmesi, sağlıklı ve tutarlı bir kişilik geliştirmesinde, anne-babasıyla kuracağı iletişim ve etkileşim sürecinin önemi hemen hemen herkes tarafından bilinmektedir. Uygun etkileşimin gerçekleşebilmesi ise, aile içindeki bireylerin birbirlerinden beklentilerine ve bu beklentileri karşılamalarına, aynı zamanda birbirleriyle sağlıklı ilişki kurabilmeleriyle sağlanabilir. Gençler ailenin birlik ve desteğinin sürmesini, aile içindeki güç dengesinin ve rol tanımlamalarının değişmesini isteyerek kendi benliğini bulup, anne-baba kontrolünden kurtulabilme mücadelesi verirken, anne-baba da çocuğunun üzerindeki kontrollerini yitirmenin kaygısını yaşayabilir.

Kendilerine ve arkadaşlarına karşı yapılan eleştirilere çok duyarlı olmaları, eleştirileri benliğine yapılan saldırı okları gibi değerlendirmelerine yol açabilir. Ebeveynlerinin kendilerini koşulsuz olarak sevdiğine inanmaları ve ilişkilerde güç, öfke, hayal kırıklığı ve mutsuzluk gibi duygu durumlarını kullanmadıklarını görme gibi beklentilerinin doyurulması çok önemli destektir.

Aile bireyleri arasında duygular ve düşünceler paylaşıldıkça, birbirlerinin ortak yönlerini tanıyıp farklı taraflarına saygılı olmayı öğrendikçe; ilişkiler derinleşir, içtenlik kazanır ve dışa yansıtmak istemedikleri azalırken, karşılıklı güven duygusu daha anlamlı bir düzeye ulaşır (Omizo 1988, Cüceloğlu 1987).

Sosyal Statünün Şekillenmesinde Ebeveyn Rolü

Bireyin, toplum içinde kurduğu ilişkilerini ve gelecekteki sosyal statülerini belirleyecek en önemli faktörlerden biri de aile bireyleriyle kurduğu ilişkilerin niteliği olduğu söylenebilir. Bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimini sağlamaya uygun; beslenme, güven ve sevgi ihtiyaçlarının doyu-rulduğu bir aile ortamında büyüyen bireyin, suç işleme ihtimalinin de azaldığı araştırma sonuçlarıyla desteklenmektedir (Berstein 1981).

Yeterli sevgi ve sevecenlik içinde, duygusal ve sosyal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında büyüyen çocuklar, gelişmeleri için gerekli deneyimleri elde ederek mutlu bir ergen olma yolundadır. Böyle bir ortamda; anne-babalar çocuklarına daha fazla karar verme ortamları oluşturarak, kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmelerine fırsat verirken, disiplin ise, katı cezadan çok, akıl yürütmeyi ve açıklamayı içerir. Dolayısıyla, aile içinde sosyal ve duygusal etkileşim bakımından başarılı bir çocukluk dönemi geçiren bireyin, arkadaşça ilişkilerini sürdürerek, ergenlik dönemi problemlerini daha kolayca çözebileceği kabul edilebilir (Cüceloğlu 1987, Cornell 1989, Winder ve Rau 1982, Duncan 1981, Ersanlı 1996).

Anne-babanın duygusal problemlerinin olması, evlilik ilişkilerinde başarılı olamamaları, ergenin aile içinde sürekli kavga ve çekişmeye tanık olması gibi olumsuz ev ortamları, ergeni bir karmaşaya, iç çatışmaya ya da suça yöneltebilir (Omizo 1988, Cüceloğlu 1987, Yavuzer 1986, Yörükoğlu 1983).

Aşırı koruma ya da hiç ilgilenmeme, çocuklarla ilişkilerinde tutarsızca hareket etme, bir çocuğu diğerinden ayırarak sevme ve uyumsuz davranışlarını görememe gibi yetersizlikler, ergenlikteki uyum problemlerinin temelleri olarak söylenebilir. Anne-babanm tutarsızlığı, ergenin kararsızlığını ve çelişkili kontrol dışı davranışlarının artmasına zemin hazırlar. Ergenler de yetişkin ayrıcalıklarını istemekte, fakat yetişkin sorumluluğunu reddetmektedir. Yani, bir taraftan anne-babasından kendisine yetişkin gibi davranmasını bekliyor, bir taraftan da yetişkinliğin gerektirdiği sorumluluğu almak istemiyor. Ergenin bu çelişkili beklentileri anne-babanm ergene yaklaşımında da çelişkilerin olmasına sebep olabiliyor (Cornell 1989, Kuzgun 1973, Kozacıoğlu 1986).

Ebeveyn Tutumları ve Etkileri

Yapılan araştırmalar incelendiğinde, anne-babanm çocuklarına yaklaşım biçimlerinin, onların kişilik özelliklerinin biçimlenmesinde etkili olduğu sonucunu çıkarmıştır. (Cüceloğlu 1987, Winder ve Rau 1982, Watson ve Fro-tinsky 1988, Ekşi 1990, Oskay 1985, Bulut 1990).

Anne-babanm sıkı kontrol ve yoğun özen göstermesi olarak değerlendirilebilen “Aşırı Koruma” sonucu birey, başkalarına bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal problemli kişilik geliştirebilir.

Hiçbir hareketi sınırlandırılmayan, oldukça serbest bırakılmış, her olumlu davranışı oldukça abartılmış yani, “Aşırı Hoşgörü” ortamında büyüyen birey, bencil ve daima başkalarının dikkatini çekmek isteyen ve kendisine hizmet bekleyen tutum edinebilir (Cornell 1989, Winder 1982, Yavuzer 1986, Bakken ve Romig 1989, Öksüz 1991).

Çocuğu kabullenmeme, olumsuz duygular besleme yani, “Reddetme” durumunda ise birey, sinirli, özellikle kendinden küçük ve zayıflara karşı düşmanca duygulara sahip, yardım etme duygusundan uzak bir özellik kazanabilir (Omizo 1988, Kızıltan 1984).

“Baskıcı” bir tavırla yaklaşılıp, çeşitli zorlamalarla ve aşırı sınırlamalarla karşılaşan ergen, nazik, dürüst ve dikkatli olmasına karşılık, çekingen, başkalarının etkisinde kolay kalabilen, aşırı hassas ve bunun uzantısı olarak da girişimcilik, atılganlık düzeyi düşük, varlığı ve yokluğu bulunduğu ortamda hissedilmeyen bir özellik geliştirebilir (Cornell 1989, Yörükoğlu 1983, Salk 1993).

Baskıcı tutumun tersi olarak “Boyun Eğme” olarak kabul edilebilecek bir tutum olan, ergenin her istediğinin anında yerine getirildiği, isteklerinin tartışılmadan uygulandığı ortamda ise, bencil, etrafına tahakküm etmekten zevk alan, paylaşmayı beceremeyen ve böylece çevresiyle uyumlu ilişkiye giremeyen birey hâline gelebilir (Kuzgun 1973, Ekşi 1990).

Çocuklarıyla dengeli ilgi ve sevgi ilişkisinde bulunamayan, birini diğerine tercih eden, yani “Çocuk Kayıran” tutumun sonucunda, kardeşlerin birbirine saldırgan tavırlar geliştirmesine zemin hazırlayarak, kıskanç, çevresiyle sevincini ve kederini paylaşamayan, giderek yalnızlaşan biri hâline gelerek, gelişimi engellenebilir (Duncan 1981, Gürün 1984, Yavuzer 1995, Ağca 1993).

Sevecenlikle yaklaşılan, yani kabul gören bir ortamda yetişen birey, ilgilerinin farkına varıp yeteneklerini geliştirebilir. Böylece, toplumsallaşmış, iş birliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal açıdan dengeli ve mutlu bir insan olur (Kuzgun 1973, Yavuzer 1986, Oskay 1985, Ongun 1995).

Sonuç ve Öneriler

Bireyin, özellikle hayatın ilk yıllarında dengeli ve kararlı bir sevgi içinde yaşaması, hayatının tüm gelişim seyrini etkiliyor.

Gençler, isteklerini ve sorunlarını bilen; kendilerini eseri olarak değil de birey olarak görebilen, kısacası kendini anlayabilen, canlı, sıcak ilişkiler kurabilen ebeveyn isterler.

Bu özellikler doğrultusunda anne-babalara şu önerilerde bulunulabilinir:

Genç için en önemli besinin “sevgi” ve “sevecenlik” olduğunu bilerek, yeterince ilgi ve sevgi göstermelidir.

Gençlerin kendi kendilerini yönetmeleri yolundaki çabalarını “yaş küçüklüğü” gibi nedenlerle engellemeyip, güven duygusunu pekiştirmek üzere, onları yapıcı ve aktif kılacak bir ortam hazırlamalıdır.

Her gencin kendine özgü özelliklerle donanmış, ayrı bir birey olduğunu düşünerek, akranlarıyla ve kardeşleriyle kıyaslama yoluna gitmemelidir.

Anne-babalar, özellikle disiplin konusunda görüş birliğinde olmaya ve gencin yanında tartışmamaya özen göstermelidir.

Ebeveynler eğer çocuklarından anlayış ve saygı bekliyorsa, bunu önce kendisi vermeyi unutmamalı. Aksi hâlde, vermediğini istemek onları haklı kılmaz.

Çocuklarının onlarla paylaşmak istemedikleri bir kısım sırları, mektupları, hatıra defteri, resimleri olabilir. Bunlar, onların özel haklarıdır. Bu haklara saygılı davranmak anne-babaları onların gözünde büyütür. Odasının kapısını vurmak, bir şey isterken rica etmek ve hizmetine karşı teşekkür etmek, mümkün olduğu kadar kendisine emir vermekten kaçınmak... onlara ve haklarına saygılı davranmanın yollarıdır.

Ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz nesilleri oluşturmanın yanında, her biri ailelerin mutluluk ve huzur kaynağı olan çocukların, bedenen ve psikolojikmen sağlıklı olarak topluma katılması her anne-babarun görevlerinden olduğu unutulmamalıdır.

Kaynaklar

Ağca, H. Ailede Eğitim, (Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 1993).

Bakken, L., Romig, C. “Adolescent Ego Development: Relotionship to Family Cohesi-on and Adaptability”, Dissertation Abstracts International, (V12 nl P83-94,

1989). Berstein, B. Class Codes and Control. (London: Rautledge Kegan Paul, Vol. 1.1981).

Bulut, I. AİIe Değerlendirme Ölçeği El Kitabı, (Ankara: Özgüzeliş Matbaası, 1990).

Cüceloğlu, D. İnsan İnsana, (İstanbul: Altın Kitaplar, 1987).

Cornell, D.G. “Adjustment of Academically talented Females in a Secondary School Acceleration Program: AEL Minigrant report: No.ll”, Dissertation Abstract International, (1989).

Duncan, P. “Parental Attitudes and Interactions in Delinguency”, Child Development, (Boston: 1981).

Ekşi, A. Çocuk, Genç, Ana Babalar, (Ankara: Bilgi Yayınevi, 1990).

Ersanlı, K. Benliğin Gelişimi ve Görevleri, (Samsun: 1996).

Gürün, A.O. Çocuğumuzu Tanıyalım, (İstanbul; İnkılâp Yayınevi, 1984).

Kızıltan, G. “Üniversite öğrencilerinin Kişisel ve Sosyal Uyum Düzeylerini Etkileyen Etmenler”, (Ankara: H.Ü. Yayınlanmamış Doktora Tezi, 1984).

Kuzgun, Y. “Anne-Baba Tutumlarının Bireyin Kendini Gerçekleştirme Düzeyine Etkisi”, Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, (Ankara: H.Ü. Yayınları, c.5, s.1, 1973).

Kozacıoğlu, G. “Çocukların Anksiyete Düzeyleri ile Annelerinin Tutumları Arasındaki İlişki”, (İstanbul: Edebiyat Fakültesi, Basım/1986).

Saik L. : Çeviren Erzem Onur, Çocuğun Duygusal Sorunları, (İstanbul: Remzi Kitapevi, 1993).

Omizo, M.M. “The Effects of Participation in Group Counseling Sessions on Self-Esteem and Locus of Control among Adolescents from Divorced Families”, Dissertation Abstracts International, (V36 p54-60,1988).

Ongun, İ. Lütfen Beni Anla, (İstanbul: Altın Kitaplar, 1995).

Oskay, G. “Arkadaşlık İlişkilerinden Kaynaklanan Ana-Baba Ergen Çatışması”, Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Dergisi, (c.3, s.2,1985).

Öksüz, Y. “Lise Öğrencilerinin Uyum Düzeylerine Anne-Baba Tutumlarının Etkisi”, (Samsun: O.M.Ü. Yayınlanmamış Yük.Lis.Tezi, 1991).

Parrot, L.L. ve Diğerleri, “Caneer Decision Making and Family Functining”, Disserta-tion Abstracts International, (55, l, 1994).

Teresa, F, Holmbeck, N.G. “A Contextual Moderator Analysis of Emotional Auto-nomy and Adjustment in Adolescence”, Child Development, (66,3,1995).

Yavuzer, H. Çocuk Eğitimi El Kitabı, (İstanbul: Remzi Kitapevi, 1995).

Yavuzer, H. “Dağılmış ve Huzursuz Aile Ortamlarının Çocuklardaki Uyum ve Davranış Bozukluğuna Olan Etkisi”, Aile ve Çocuk, (İstanbul: Ak Yayınları, konferans ve panelleri, 1986).

Yörükoğlu, A. Değişen Toplumda Aile ve Çocuk, (Ankara: Aydın Kitapevi Yayınları, 1983).

Watson, M.F., Protinsky, H.D. “Black Adolescent identity Development: Effects of Per-cevied Family Structure”, Dissertation Abstracts International, (V37 n3 P2 88-92,1988).

VVinder, C. Rau, L. “Parental Attitudes Associated with Social Deviance in Preado-lencent Boys”, Journal of Abnormal and Social Psychology, (New York: 1982).


 

* Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, SÖABD, Öğretim Üyesi.

 

 

 

İçindekiler...

© T.C. MEB Yayımlar Dairesi Başkanlığı
Teknikokullar, ANKARA
Tel. (312) 2128145
Fax (312) 2124668
med@meb.gov.tr

[ yukarı ]

Arşiv